İlerleme nedir?

0 oy
154 gösterim
5 Ocak Genel Bilim kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu

İlerleme nedir?

Bilgilerin giderek gelişip derinleşmesi ve yaşam kalitesini arttırma şeklinde anlaşılan ilerleme fikri, en azından üç yüz yıldır Batı uygarlığının itici gücü olmuştur. 

İlerleme fikri yirminci yüzyıl boyunca çeşitli değişikliklerle birlikte neredeyse dünyadaki tüm kültürler tarafından benimsenmiştir. 

Üçüncü Dünya'da gelişme ve modernleşme, ilerlemeyle eş anlamlı sayılmıştır. İlerleme fikrinin tarihi oldukça karmaşıktır ve hatta bu sözcüğün anlamı bile temelde tartışma konusudur. 

Çağdaş akademisyenler, antik çağlardaki klasik filozofların modern anlamda bir ilerleme beklentisine sahip olup olmadıkları konusunda hemfikir değillerdir. 

Robert Nisbet, The History of Progress (1980) adlı eserinde, antik filozofların bu tür beklentilerinin bulunduğunu gösteren bazı kanıtlar ortaya koyar. 

Fakat antik dünyada uygarlığın yükselişi ve çöküşüyle ilgili döngüsel kuramlar çok daha yaygındı ve Montesquieu, Helvetius, Gibbon ve Spengler gibi seçkin âlimler bu kuramları modern çağa taşımışlardı. 

İnsanlık tarihi konusunda başka bir düşünce geleneği ise, gözü daha önce yaşanmış bir altın çağın çöküşünden başka bir şey görmeyen, baştan aşağı kötümser bir gelenektir. 

İnsanlığın ilerlemesini temel alan evrensel bir tarih düşüncesi on sekizinci yüzyıl sırasında, -diğerlerinin yanı sıra- Voltaire, Turgot, Herder ve Kant'ın eserlerinde geliştirilmiştir. 

Kantla birlikte, adalet üzerine kurulmuş ve herkesin maksimum bireysel özgürlüğüne dayanan bir "evrensel sivil toplum" idealine doğru ilerleyen, tam anlamıyla birleşmiş bir insan ırkı düşüncesine ulaşırız. 

Filozofların on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda akıllarını ilerleme fikrine takmış olduklarını söylemek abartı sayılmamalıdır. 

Dinsel bir cennet umutlarının yavaş yavaş yok olmasıyla, insanların düşünceleri, ilerlemeyle ulaşılacak dünyadaki cennet hayaline yönelmiştir. 

On sekizinci yüzyıl düşüncesinin beş öğesi vardı: insan yaşamı ve kaderinin anlamı hakkında özcü bir iyimserliği yansıtan Yardımsever Tanrı'ya duyulmaya devam edilen Tanrısal inanç; tarihin bir kaos olmadığı, bilinebilir yasalara bağlı olarak önceden kestirilebilir evrelerle ilerlediği inancı; ilerleme vaadini tamamlayacak ve bunu olanaklı kılan öncüleri onurlandıracak olan, gelecek kuşaklar inancı; ilerlemenin itici gücü olarak bilginin merkezi rolü; insanoğlunun son kertede kusursuzlaşabileceği inancı. 

Tüm bunların temelinde güçlü bir dinsel geçmiş özlemi yatıyordu ve pek çok tarihçi, ilkinden bugünküne kadar tüm ilerleme ideolojilerinin, cennet vaadinin yerine laik ütopyayı kullanan bir Hıristiyanlık imgesi olduğunu iddia etmektedir.

Fransız Devrimi iyimser on sekizinci yüzyıl felsefesine ciddi bir geriletin darbe indirirken, en seküler öğelerinden ikisi dünyayı sarsan sonuçlarıyla birlikte on dokuzuncu yüzyıla taşınmıştı: bilginin merkeziliği ve tarihin yasaları arayışı.

Saint-Simon ve bilhassa Comte, muazzam derecede etkin bir ilerleme kuramı üretmek üzere, bu iki öğeyi Kant'ın evrensel insanlık tarihi görüşüyle birleştirmişlerdi. 

Comte, insanlığın insan aklının adım adım gelişmesine bağlı olarak ilerlediğini ve insanlık tarihinin, insanın anlama yetisinin düzeyi temel alınarak üç ayrı evreye ayrılabileceğini öne sürüyordu. 

Teolojik Evre, ilkel, animist dinsel inançlarla karakterize edilirken, Metafıziksel Evre (Comte kendi yaşadığı zamanda bu evrenin henüz sona ermediğine inanıyordu), daha derinlikli ve soyut dinler üretmiştir; ortaya çıkmakta olan Pozitif Evre ise, dünyasal bir ütopya ortaya çıkaracak olan, tamamen bilim ve akılsallıkla tanımlanan bir çağ olacaktır. 

Comte'un bu büyük kuramı kendi zamanında ve daha sonra yoğun eleştirilere maruz kalmasına karşın Batı bilincine yerleşmiş durumdadır. 

Comte'un akılcı, bilimsel ütopyası tam da modernliğin modeliydi. Karl Marx'ın ilerleme kuramı, kaynağını farklı bir felsefi gelenekten almakla birlikte, Comte ve Saint- Simon'dan etkilendiğine kuşku yoktu. 

Hegel'in son derece soyut olan tarih kuramı, insan ruhunun ilerlemesini, kendisini ve dünyayı mükemmel biçimde kavraması temelinde tasavvur etmiştir. 

Marx bu görüşü, ilerlemeyi iktisadi mücadelelerle ilişkilendirerek gerçeklik temeline oturtur. Marx'ın tarihsel materyalizm kuramı, nihai ütopyaya (komünizme) iktisadi yasaların değiştirilemeyen işleyişiyle ulaşılacağı kehanetinde bulunmuştur. 

İlerleme merakının on dokuzuncu yüzyıldaki başka bir örneği Spencer'm Sosyal Danvincilik kuramıdır. 

Sosyal Darvincilik, ABD'de Avrupa'da olduğundan daha revaçtaydı. Sosyal Darwincilik, ilerlemeyi, büyümeye, toplumların gittikçe artan karmaşıklığına ve özellikle -Spencer'ın, eğer izin verilirse mümkün olan en iyi toplumu yaratacağına inandığı- en güçlü olanların hayatta kaldığı doğal mekanizmaya bağlıyordu. 

Yirminci yüzyılın büyük kısmı boyunca ilerleme kuramları -iyimser, akılsal ve gittikçe materyalistleşen- on dokuzuncu yüzyıl modelini izlemiştir. 

Sosyoloji kendi payına, ilerleme kuramına, bilime dayanan gelecekteki bir ahenk ve gönenç toplumunu öngören ilk dönem işlevsel ve »sanayi-sonrası kuramlar şeklinde katkıda bulunmuştur. 

Fakat yirminci yüzyılın sonunda, ilerleme fikri biraz gerilemiş görünmektedir. 

Büyük ütopyacı ideolojiler, korkunç maliyetlerle kendi kendilerini yok etmişlerdir. 

Bilim, insanlığın çoğunluğunu kucaklayacak ahlâki bir ütopya üretemezken, gelecek, çevresel sorunlarla lekelenmiş durumdadır. 

Progress.

İlgili sorular

0 oy
70 gösterim
0 oy
84 gösterim
0 oy
40 gösterim
0 oy
160 gösterim
0 oy
112 gösterim
0 oy
92 gösterim
0 oy
51 gösterim
0 oy
40 gösterim
0 oy
8 gösterim
31 Aralık 2016 Genel Bilim kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
20 gösterim
31 Aralık 2016 Genel Bilim kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu

...