İktidar nedir?

0 oy
72 gösterim
5 Ocak Siyaset kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu

İktidar nedir?

Güç.

Toplumsal tabakalaşmanın merkezindeki kavram iktidardır. 

Bu yüzden, iktidarın anlamı üzerine çok sayıda tartışma çıkması şaşırtıcı değildir. 

Weber, iktidarı tabakalaşmanın temel kavramı olarak görüyordu ve "sınıf, "statü ile parti onun üç ayrı boyutuydu. 

Kabaca açıklarsak, sınıflar, ekonomik iktidarın bölüşümünün sonucu; statü, normatif bakımdan tanımlanmış bir çeşit toplumsal iktidar; partiler ise, siyasal alanda aktif bir şekilde çeşitli hedeflerin peşinde olan gruplardı. 

Weber'e göre, iktidar genel anlamda, kişilerin ya da grupların, başkaları karşı çıktığında bile kendi istedikleri şeyleri gerçekleştirebilecek olmalarıdır. 

Yani, iktidar toplumsal bir ilişkidir. Dolayısıyla Weber, iktidarın farklılaşmış biçimde bölüşümünün, "yaşam şanslarının da farklılaşmış biçimde bölüşüldüğü bir duruma yol açtığını; yani, iktisadi, toplumsal ve siyasal kaynakları elde etme becerisinin eşit olmayan bir şekilde bölüştürüldüğünü öngörmektedir. 

Weber'in ünlü cümlesiyle ifade edersek, sınıflar, statü grupları ve partilerin hepsi birden, iktidarın toplum içindeki paylaşımının fenomenleridir.

Weber bu görüşü, zamanının kaba Marksizmine karşı koymaya yönelik, oldukça açık bir girişim olarak benimsemiştir. 

Weber, iktidarın, mutlaka iktisadi kaynakların mülkiyetini elinde tutmaya bağlı olmadığı görüşüne daha bir açıklık kazandırmayı istiyor ve buradan, statü kavramının önemi ve genel olarak kendi sosyolojisiyle ilgili çeşitli gözlemlere ulaşıyordu. 

Weber, kendi siyaset sosyolojisinde, iktidarın doğasına ilişkin bir dizi gözlem daha yapmış ve toplumda çok az grubun, iktidarını tek başına güç ya da askeri kuvvete temellendirdiğini görmüştü. 

Tersine, yönetici gruplar iktidarlarını meşrulaştırmaya ve kendisinin "tahakküm diye adlandırdığı (ya da Talcott Parsons'ın "otorite" dediği) bir duruma dönüştürmeye çalışıyorlardı. Weber'e göre tahakkümün üç temeli vardı: geleneksel, akılcı-hukuksal ve karizmatik. 

Peki, Weber'in iktidar anlayışı yeterli midir, yoksa bu fenomeni kavramanın daha tatmin edici yöntemleri var mıdır? 
Lukes, iktidarın özü itibariyle ihtilaflı bir kavram olduğunu iddia eder; yani, iktidar kavramının tanımı ve uygulaması sosyologlar arasında her zaman anlaşmazlık konusu olacak; iktidarı ne şekilde tanımlayıp nasıl işlemselleştirdiğimiz, kuramsal konumumuza ve değer yönelimimize bağlı kalacaktır. 

Peki, bu durumu kabul ettikten sonra, Weberci iktidar anlayışı üzerinden ilerlemek yine de mümkün müdür? 

Weber'in tanımını inceleyecek olursak, onun açıkça bir çatışma ve niyet nosyonu geliştirdiğini görürüz. 

Niyet nosyonu, "kendi iradesini gerçekleştiren" herkes ya da her grupta görülebilir. 

Niyet, bir eylemin/edimin, belirli bir hedef peşinde, bilinçli, akılcı ve hesaplanmış olmasına işaret eder. 

Bu durum bazı iktidar ilişkilerine karşılık gelebilir, fakat hepsini birden kapsayabilir mi? İktidar farkında olmadan kullanılabilir mi? 

İktidarı, -niyetli olsun olmasın- insanın kendi iradesinin peşinde olmasından ziyade, tercihlerindeki başarısını içeren bir şey olarak mı görmeliyiz? 

Weber'in tanımında dikkatimizi çeken başka bir sorun, içerdiği çatışma ya da uzlaşmazlıktır. 

Çeşitli eleştirilerin belirttiği üzere, bu tanım, A'nın B üzerinde, B'nin ortaya koyduğu bir direniş varsa ve bu direnişin üstesinden gelmesi halinde, B'nin çıkarlarının -en azından bir süreliğine- A'nın çıkarlarına feda edildiği bir iktidara sahip olduğunu öngörür. 

Weber açık biçimde, esas olarak çatışan çıkarların olduğu durumlardaki iktidarla ilgilidir. 

Ondan beri pek çok sosyolog, iktidarın egemen olanların üstesinden gelmesi gereken, kendilerine tabi konumda olanların direnişini içerdiğini -hatta bunu kışkırttığını- varsaymıştır. 

Peki, bu, iktidarın hiçbir zaman konsensüse dayalı bir bağlamda; yani, iktidara tabi olanların, onun meşru biçimde kullanıldığını kabul ettiği bir bağlamda uygulanamayacağı anlamına mı gelir? Bu soruyu yanıtlamak için, kullanılan iktidarın niteliği hakkında daha kesin bir tablo sunabilmemiz gerekir. 

İktidar, ona tabi olanlar üzerinde, egemen konumdaki kişilere gerçek bir "meşruiyet atfedilerek kullanıldığında, bir otorite ya da rıza göstermenin geçerliliğinden bahsedebiliriz. 

Otorite ve rıza üzerine kurulan bir iktidar, güç ve manipülasyona dayalı iktidardan son derece farklıdır. 

Fakat bu dört terimin de iktidar ilişkisinin çeşitli tiplerine gönderme yaptığını akıldan çıkarmamak gerekir. İktidarın görünüşte konsensüse dayalı bir bağlamda kullanılması fikri başka sorunlar da çıkarır. 

Örneğin, bir güç ilişkisine meşruiyet atfedildiğinde, bu meşruiyet, beraberinde otoriteyi de getirecek şekilde tabi olandan egemen olana doğru mu akar; yoksa meşruiyet, manipulasyona yol açacak şekilde toplumsal normları kullanarak yukarıdan mı empoze edilir? 

Tüm bu nedenlerden ötürü, David Lockwood'un bir saptamasını unutmamak gerekir: İktidar incelemelerinin sorunları üzerine yorum yaparken, özellikle iktidarın gizil bir gücü olduğu fark edildiğinde, Lockwood, "iktidarın, insanın kendi hedeflerini yerine getirme kapasitesinden yalnızca başka insanların iradeleriyle bir çatışma durumunda bahsetmemesi gerektiğini; aynı zamanda, ilk anda oraya çıkan muhalefeti önleme yeteneğini de içermesi gerektiğini gözlemlemiştir. 

İktidar araştırmalarının çoğunlukla önemli kararların üretilmesi ve benimsenmesine yoğunlaşması gerektiği söylenir. Oysa bir anlamda en güçlü iktidar, failin, manipülasyon yoluyla meselelerin karar aşamasına gelmesini bile engelleyebildiği iktidardır. 

Dolayısıyla, iktidar sadece "karar almayı değil karar almamayı da, sadece açık olanı değil kapalı olanı da kapsamaktadır. 

Son olarak, iktidarın kaynaklarını ele almak gerekir. İktidar düzenleyici bir kavramdır.

Bir eylemin oluşundan ziyade, meydana gelmekte olan bir eylem olasılığından bahseder. 

Yani iktidar, bir toplumsal ilişkinin potansiyel bir niteliğidir ve faillerin iktidar kaynaklarına ulaşma olanaklarına dayanır. 

İleri kapitalist bir toplumda, zenginlik ve işlerin denetimi gibi iktisadi kaynaklar da belli ki yaşamsal bir önemdedir, fakat çok sayıda başka iktidar kaynağı da vardır.

Örneğin organizasyonel kapasite, sayısal destek, yeterlilik, uzmanlık bilgisi, enformasyonun denetimi, belirli toplumsal mevkilerin itibarı, güç araçlarının denetimi ve iktidarın kendi itibarı. 

Bu kaynakların sonuncusu emsalsiz bir iktidar kaynağıdır; çünkü iktidara gerçekten sahip olmaya değil, sadece başkalarının buna inanmasına dayanır. 

Aynı şekilde insanın bir iktidar kaynağına sahip olması şart değildir, onu yalnızca kontrolünde tutması yeterlidir.

Tüm bu iktidar potansiyelleri ve dışavurumları, insanların onları kullanma isteğine (ve etkinliğine) bağlıdır. 

Potansiyel iktidar belirli vasıflara dayanır. 

Fakat dışa vurulan iktidar, vasıflar tarafından değil, toplumsal ilişkiler üzerinden açığa vurulur ve toplumsal bir ilişkinin tanımı kısmen onun iki taraflılığını temel almaktadır. 

Sonuç olarak, iktidarın kullanılması bir geri bildirim sürecini içermektedir.

A bir edimde bulunur, B buna tepki gösterir, A, B'nin tepkisine tepki verir ve bu şekilde devam eder gider. 

Herhangi bir ilişkiden söz edebilmek için, tabi konumda olanların egemen konumdakiler karşısında biraz da olsa etkilerinin olması gerekir.

Artık iktidar kavramını ele almanın ne kadar karmaşık ve zor olduğunu görmeye başlayabiliriz. 


Power.

İlgili sorular

0 oy
7 gösterim
24 Kasım 2016 Sosyal Bilimler kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
9 gösterim
23 Kasım 2016 Güncel-Aktüel kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
38 gösterim
14 Kasım 2016 Sosyal Bilimler kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
10 gösterim
23 Aralık 2016 Genel Bilim kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
9 gösterim
23 Aralık 2016 Sağlık-Hastalık kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
71 gösterim
16 Aralık 2016 Teknoloji kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
10 gösterim
20 Kasım 2016 Araba kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
144 gösterim
0 oy
160 gösterim
0 oy
31 gösterim

...