Din Bürokrasisi nedir?

0 oy
9 gösterim
21 Aralık 2016 Din - Felsefe kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu

Din Bürokrasisi nedir?

Din (religion); “kutsal fikrine dayalı olan ve müminleri bir sosyo-dinsel topluluk içinde birleştiren bir inançlar, semboller ve pratikler (örneğin, ritüeller) kümesidir”  Din genel anlamda kutsalın yaşanması olarak ele alınabilir. Bu durumda, kutsallık düşüncesi çerçevesinde bir değer yüklenen her faaliyetin din kapsamı içinde algılanması mümkündür.

Bürokrasi (bureaucracy), Max Weber tarafından; "her biri uzmanlaşmış bir fonksiyonu yerine getiren çok sayıda birey arasındaki işbirliğinin sürekli örgütlenmesi"  biçiminde tanımlanmaktadır. Bürokrasinin, “yetkili idareciler topluluğu ile belirli bir idare sisteminde (örneğin bir devlet ya da resmi örgütte) geçerli prosedürler ve işlerden oluşur”  biçimindeki tanımında, bürokrasinin daha çok resmi olan ya da devletle ilgili yanlarına vurgu yapılırken; Dursun, bürokrasi kavramını, "aynı amaca yönelmiş çok sayıda kişinin ve işin fonksiyonel şekilde örgütlenmesiyle vücut bulan hiyerarşik yapıdaki örgüt"  olarak tanımlamaktadır.

İnsanların yaşamlarını sürdürdükleri her mekan ve her ortamda belirli kurallar bütününe ihtiyaç duyulmakta ve bu ihtiyacı karşılamak için birtakım formüller bulunmaya çalışılmaktadır. Dolayısıyla, örgütlülük ve işbölümü, insanların her zaman ihtiyaç duydukları unsurlar haline gelmektedir. İşbölümünün bir ihtiyaç olarak ortaya çıkması, insanların belirli alanlarda uzmanlaşma içine girmelerini kaçınılmaz kılmıştır. Her alanda bir komplikeliğin yaşandığı toplumlarda işbölümü ve uzmanlaşmanın varlığının ayrı bir anlam ifade ettiği söylenebilir.

Değişik alanlardaki işbölümünün ve uzmanlaşmanın, dinsel alanda da kendini göstermesi kaçınılmaz bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar, dinlerin oluşum süreçlerinde belli bir kesimin öncülük yapması, bir işbölümünü veya en azından bir yetki paylaşımını ortaya koyuyorsa da, bu durumun geçici olduğu ve belli bir zaman diliminden sonra, daha gelişmiş bir yetki paylaşımı ve işbölümüne ihtiyacın ortaya çıktığı söylenebilir. Dinlerin genel olarak, doğuş dönemlerindeki basit yapılarını her zaman muhafaza edemedikleri ve dine inananların sayısının artmasına paralel olarak yapının da karmaşıklaştığı bilinen gerçeklerdendir. Karmaşıklığa koşut olarak kuralların sınırlarının daha belirgin bir hal kazanması da kaçınılmaz bir sonuçtur.

Din kurumu, değişik zamanlarda farklı kurumlarla ilişki içine girmekte ve karşılıklı bir etkileşim yaşanmaktadır. Kurumlar arasındaki etkileşimler, her kurumdaki bürokratik yapılanmanın benzer bir biçimde oluşumu ile sonuçlanır. Ancak, bürokratik yapı oluşumu esnasında, her kurumun kendine özgü olan birtakım kuralları, oluşan yapıda belli özelliklerin önplana çıkması ya da bazılarının etki derecelerinin daha sönük olması ile sonuçlanabilir. Bu oluşum sürecinde, kurumların devamını sağlayan değerlerin yaptırım dereceleri ya da diğer bir deyişle nitelikleri, önemli bir fonksiyon üstlenmektedir.

Din kurumundaki yapılanmanın belirli formel ölçüler içinde gerçekleşmesi, genel olarak  "din bürokrasisi" (the bureaucracy of religion) kavramıyla anlamlandırılmaktadır. Din bürokrasisi terimiyle, "din ve dinsel grupların bürokratik yöntemlerle örgütlenmelerinden doğan yapı"  kastedilmektedir. Burada, dinin resmi ve özel alandaki yapılanması farklı birtakım nitelikler taşısa bile, yine de bu iki alanın birbirinden soyutlanamayacağı gerçeği ile karşı karşıya gelinmektedir. Her iki alanın da, muhatabının aynı toplum olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Resmi ve özel –ya da sivil- dinsel bürokratik yapıların, zaman içinde birbirlerine etki ettikleri de ifade edilebilir. Bahsedilen alanların; güçlülük, mantıksallık vb. durumlarına göre, yaygınlıklarının ya da içine kapanıklık düzeylerinin artması ise olasıdır.

Bir dinin örgütlenmesini, yani dinsel bürokrasinin oluşmasını, gerekli kılan birtakım unsurlardan söz edilebilir. Bu unsurlardan birincisi, dinsel örgütlerin büyüklüğüdür. Dinler, ortaya çıktıkları ilk dönemlerdeki gibi sadeliğini koruyamazken, dine inananların sayısı da aynı kalmaz. Zamanla, inananların sayısının artmasına paralel olarak örgütlenme kaçınılmaz olur. Weber, büyüklüğü; bürokratik örgütlenmenin birinci koşulu olarak ele alır. İkincisi, dinin genişleyici bir karakterde olmasıdır. Bir dine inanan insanların, inanmış oldukları dini yayma amacında olmaları, örgütlenmeyi kaçınılmaz kılmaktadır. Üçüncüsü, dine karşı olan hareketlere tepki göstermek, saldırılara karşı kendini korumak ve talepleri karşılamaktır. Din, örgütlenmek suretiyle, kendine karşı olan hareketleri bertaraf eder. Dördüncüsü; dinin, sosyal hayatta oynamış olduğu rolleri yerine getirmesidir. Sosyal hayatta dinden kaynaklanan bazı kurum ve davranışlarda sistemli bir devamlılığın olması dinsel örgütlenmeyle mümkündür. Bir dine inanan insanların sosyalleştirilmesi, inananlar arasındaki birtakım olumsuz durumların düzeltilmesi ve belki de en önemlisi ibadet ve ayinlerin yerine getirilmesi, örgütlenmiş bir dinle gerçekleşir 

Din bürokrasisi kavramı incelenirken, din-devlet ilişkilerinin hangi çerçevede gerçekleştiği anlam kazanmaktadır. Din bürokrasisinin oluşumunda önemli bir yeri olan din-devlet ilişkilerinin niteliğine göre, dört farklı yönetim tarzının oluşmuş olduğu görülmektedir. Bunlar; teokrasi, gallikanizm, liberalizm (laiklik) ve konkordato sistemi olarak sıralanabilir. Devletin, dinsel kurallara göre yönetilmiş olduğu teokraside, devletin benimsediği dine inananların, din ve vicdan hürriyeti konusunda herhangi bir problemleri yoktur. Ancak, diğer dinlerden olanların dinsel hürriyetleri konusu tartışılmaktadır. Bu sistemde daha çok, devlet ve din adamlarının hoşgörüsü nispetinde dinsel bir özgürlük alanının oluştuğu görülmektedir 

Devletin dine egemen olduğu gallikanizmde (Bizantinizm) ise, din ve vicdan hürriyetinin sınırlarını devletin felsefesi ve temel kuralları belirler. Devletin kurallarına aykırı şeylerin yapılması söz konusu olmadığından, burada bir hürriyetten sözetmek anlamsızdır 

Liberalizm olarak adlandırılan sistemde ise, devlet ve din görünüşte ayrılmış bir görüntü sergilemektedir. Ancak, din lehine bir gelişme olması ve bu durumun devletin işleyişini negatif yönde etkilemesi durumunda devlet müdahalesi söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla, tam bir din ve vicdan hürriyetinden çok, kısmi bir özgürlük mevcuttur. Bu sistemde hürriyetler, devletin devamına zarar vermeme koşuluna bağlanmıştır 

Dördüncü olarak konkordato sisteminde, bir ülkede yaşayan din önderleriyle bir anlaşmaya varılmaktadır. Anlaşmanın tek taraflı bozulması halinde ise bu durum, devletler hukukuna aykırı sayılmaktadır 

Türkiye’deki dinsel bürokratik yapının anlaşılabilmesi için, İslam’ın öngördüğü dinsel yapılanma üzerinde durma gereği ortaya çıkmaktadır.

İlgili sorular

0 oy
11 gösterim
26 Kasım 2016 Din - Felsefe kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
39 gösterim
26 Kasım 2016 Sosyal Bilimler kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
8 gösterim
17 Kasım 2016 Din - Felsefe kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
74 gösterim
0 oy
56 gösterim

...