Halifelik nedir? Hilafet ne demektir?-2

0 oy
75 gösterim
15 Ocak Din - Felsefe kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu

Halifelik nedir? Hilafet ne demektir?-2

Emevi ailesinden gelen Hz.Osman'ın kendi kabilesinden olanlara devlet görevlerinde ayrıcalıklar tanıması, yüzeye çıkan bu çatışmaların sonucudur. 

Hz.Osman'ın bu davranışı, İslam dünyasını bölecek olan olayların ilk tohumunu atmıştır.

Nitekim bu ayrılık İslam'daki siyasi mezheplerin ortaya çıkışına neden olmuştur.

Kısa zamanda meyvesini veren bu ayrılık tohumları, Hz.Osman'ın hilafetinin kanlı bitmesine yol açmıştır.
 
Kendi iktidarına karşı Kufe'de başlayan isyan dalgası, zamanla Mısır ve Basra'ya da sıçramıştır. 

Hz.Osman 656 yılında evine yapılan saldırıyla öldürülmüştür. 

Saldırıyı yapanın kim olduğu üzerinde kesinlik olmadığı halde, bu cinayetin İslam dünyasındaki karışıklıkların ve mezhep ayrılıklarının kapısını araladığı kesindir.

Sonraki halife olan Hz.Ali döneminde, temeli İslam öncesi kabile çatışmalarına (başta Emevi-Haşimi rekabeti olmak üzere) kadar uzanan iç karışıklıklar daha da büyüdü ve Muaviye taraftarları (Emeviler) ile Hz.Ali taraftarları arasında savaşa dönüştü. 

Savaş meydanında Hz.Ali'nin askerlerinin galip gelmesine rağmen yapılan görüşmelerde Hz.Ali bu üstünlüğü kaybetti.

Kısa bir süre sonra Hz.Ali'nin Harici Abdurrahman bin Mülcem tarafından öldürülmesiyle birlikte Emeviler hilafeti ele geçirmiş oldu.

Hz.Ali'nin öldürülmesi, Emevilerin hilafeti elde etmesi için bir engel kalmadığını gösteriyordu. 

Hz.Ali'nin oğlu Hasan'ın çekilmesi ve küçük oğlu Hüseyin'in Kerbela'da öldürülmesi ile iktidar tamamen Muaviye ve Emevi ailesine geçmişti. 

Fakat muhalefeti yok edememişlerdi, başta Irak ve Horasan olmak üzere birçok yerde Muaviye'nin hilafetini meşru bulmayanlar vardı.

Muaviye ile birlikte hilafet, Roma geleneğine dayalı bir veraset anlayışına dayandırıldı. Böylece Hilafet, bir saltanat halini aldı.

Emeviler döneminde Arap-İslam Toplumu, Arap İmparatorluğu biçimini aldı. 

Devlet örgütlenmesi, Bizans ve İran modellerinden etkilenerek yapıldı ve başarılı, etkili bir bürokrasi kuruldu. 

Bu dönemde hilafet, tamamıyla siyasi önderlik biçimini aldı ve Abbasiler iktidara gelinceye kadar ruhani önderlik niteliğine sahip olmadı.

Emeviler iktidara kanlı çıkmıştı, inişleri de benzer şekilde oldu. 

Emevi karşıtı Şii ve Harici muhalefet, Emeviler'in sonunu getirdi. 

750 yılında Abbasilere yenilen Emeviler, İslam dünyasının önderliğini Abbasilere kaptırsalar da, Emevi hanedanı İspanya'ya kaçarak orada devam edecekti.

Abbasiler döneminde hilafet, hem siyâsî, hem de ruhani önderlik biçimini aldı. 

Ama siyâsî otorite hızla kaybedilecek ve halife ruhani önder olarak kalacaktı.

Abbasiler döneminde orduyu oluşturan Türkler devlet yönetiminde etkili oldular ve uzun vadede halifenin siyasi otoritesinin çöküşünü hazırladılar. 

10. yüzyıla gelindiğinde Abbasi halifesi, Irak dışındaki topraklarda yönetimi, çoğu Türk kökenli yerel komutanlara ve valilere kaptırmıştı. 

945'te Şii Büveyhioğulları'nın Bağdat'ı ele geçirmesi, halifelik makamının siyâsî otoritesinin sonunu getirdi. 

Bu tarihten sonra halife sadece ruhani önder olarak devam etti. 

Halife'nin tek siyâsî gücü, menşur vererek Müslüman liderlerin hükümdarlığını onaylamaktı.

Moğollar'ın 1258 yılında Bağdat'ı alması, halifenin Mısır'a, Memluk himayesine kaçmasına yol açtı. 
Aslında, Moğol Hanı Hulagu'nun tek yaptığı, çoktan işlevini yitirmiş bir kurumu ortadan kaldırmak oldu.

Memluk Himayesi Dönemi: Hilafet; Bağdat'ın düşmesinden (13. yy) Osmanlıların Mısır'ı ele geçirmesine (16. yy) kadar Mısır'da Memluk Himayesinde yaşadı. 

Bu dönemde halife, hiçbir siyasi yetkiye sahip değildir. Dini törenlerde protokolde bulunmasının yanında hiçbir etkisi olmamıştır.

Osmanlı Himayesi Dönemi: Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in 16. yy başında Mısırı alıp Memluklara son vermesiyle son Abbasi Halifesi 3. Mütevekkil Osmanlı'nın başkenti İstanbul şehrine gelmiştir. 

O dönemde Safevilerle yapılan mezhep mücadelesinde Osmanlı'ya güç kazandırmak için halifeliği de Osmanlı'ya kazandırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, son Abbasi Halifesini himayesi altına almıştır. 

Osmanlı İmparatorluğu son Abbasi halifesinin ölümünden sonra Abbasi hanedanından yeni bir halife çıkmasını engellemiş ve halifeliğin kendisine geçmesini sağlamıştır. 

Batılı kaynaklar özellikle 19. yüzyılda II. Abdülhamid dönemindeki Osmanlı dış politikasının meşruluğunu zedelemek için Osmanlı'nın hilafet makamına sahip olmadığından bahsetmişlerse de bu durum tamamen dönemin koşullarından dolayı ortaya atılmış bir yanıltmadır. 

Ayrıca Osmanlı padişahlarının sahip oldukları halifelik makamından 19. yy'a kadar yararlanmamalarının sebebi, halifeliğin kendilerinde olmaması değil, padişahlık makamını daha önemli görmeleridir.

1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılması ile, Sultan-Halife gibi, çifte görevi olan Osmanlı hükümdarının elinden egemenlik hakları, devlet yetkileri alınmıştı. 

Eski Osmanlı hükümdarına sadece, dinî başkanlık yetkileri tanınmıştı. Hükümet, TBMM'nin seçtiği Halife Abdülmecid Efendi'den, sadece "Müslümanların Halifesi" (Halife-i Müslimin) unvanını kullanmasını, gösterişli hareketlerde bulunmamasını istemişti. 

Abdülmecid, halife seçildikten sonra kendisine verilen talimata aykırı olarak, Müslümanların Halifesi unvanından başka sıfat ve unvanlar taşıyarak, Cumhuriyet hükümetinin talimatı dışına çıkmıştır.

Bazı politikacılar ise "Hilafet aynı hükümettir, hilafetin hukuk ve görevini iptal etmek hiç kimsenin, hiçbir meclisin elinde değildir" diyerek, Halife'yi, Padişah gibi yaşatmak istiyorlardı. 

Bu durum halifelik kurumu hakkında bir an önce önlem alınmasını gerektiriyordu. 

Fakat Mustafa Kemal Paşa'yı halifeliğin kaldırılması için zorlayan önemli sebep, halife mevcut oldukça Türkiye'de gerçekleşmesi zorunlu olan sosyal ve laik karakterdeki devrimlerin yapılamayacağı idi.

3 Mart 1924 tarihli, "Hilafetin İlgasına ve Hanedan-ı Osmaniye'nin Türkiye Cumhuriyeti Memalik-i Hariciyesine Çıkarılmasına Dair Kanun"la hilafet kaldırılmıştır. 

Böylece, yeni Türkiye önemli bir adım daha atmıştır. 

Hilafetin kaldırılmasının Türkiye'de ve dünyada geniş yankıları olmuştur. Hilafetin kaldırıldığı 3 Mart 1924 günü, bir diğer kanunla da Şer'iye ve Evkaf Vekaleti (Bakanlığı) kaldırılmıştır. 

Şer'iye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması sonucu, bu vekalet tarafından yönetilen okullar ve medreseler de kaldırılmıştır. 

Ayrıca aynı gün, Erkan-ı Harbiye-i Umumiye vekaleti de kaldırıldı. 

Böylece ordu-siyaset çatışmasının da önüne geçilmiş oldu. Tevhid-i Tedrisat Kanunu da o gün kabul edilmişti.

Üye olmadan soru sormak için BURAYA TIKLAYINIZ veya GİRİŞ YAPINIZ. Üye değilseniz ücretsiz ÜYE OLUNUZ.

İlgili sorular

0 oy
57 gösterim
0 oy
13 gösterim
26 Kasım 2016 Din - Felsefe kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
9 gösterim
0 oy
158 gösterim
0 oy
221 gösterim
0 oy
65 gösterim
0 oy
72 gösterim

...