Halifelik nedir? Hilafet ne demektir?-1

0 oy
57 gösterim
15 Ocak Din - Felsefe kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu

Halifelik nedir? Hilafet ne demektir?-1

İslam'da sonra gelen, yerine geçen, ardından gelen anlamında, Hz. Muhammed'in vefatından sonra oluşturulan yönetim makamıdır. 

Bu siyasi ve hukuki yönetim makamının başındaki kişilere "halife-i Resullullah" (Allah elçisinin halifesi) denilmiştir. 

Halifenin nasıl seçileceği İslam’da kesin kurallara bağlı olmamakla birlikte, ilk dört halifenin sahabenin önde gelenlerinin seçimi ve biat alma, sonraki halifelerin ise babadan oğula veraset yoluyla intikal ettiği görülmektedir.

Makam başlangıçta siyasi bir yönetim erkini tanımlar iken sonradan siyasi-manevi bir otoriteye dönüşmüş, Sünnilerin temsilciliğini üstlenmiştir.

Etimolojik olarak halife kelimesi, half (arka) kelimesinden türetilen ve ardından gelen, makamını işgal eden, yerine geçen veya temsil eden anlamlarında kullanılan bir kelimedir. 

Kur'anda ise birkaç yerde temsilci veya hükümran anlamında kullanılmıştır.

"Rabbin, Meleklere: 'Ben, yeryüzünde bir halife (temsilci) var edeceğim' demişti. Onlar da: 'Biz seni şükrünle yüceltir ve takdis ederken, yeryüzünde kargaşa çıkaracak ve kan dökecek birilerini mi var edeceksin?' dediler. Allah 'şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim' dedi." Bakara/30.

Sizi yeryüzünün halifeleri yapan ve verdiği nimetlerle sizi sınamak için kiminize diğerlerinden üstün dereceler veren O’dur. Rabbinin cezası pek sür'atlidir; aynı zamanda O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. En'am/165

"Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde halife (temsilci) kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, boş heveslere (hevaya) kapılma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah yolundan çıkanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır." Sâd suresi/26.

Müslümanlar arasında hilafet yerine imamet, halife yerine de emir, emirül müminin veya imam kelimeleri de kullanılır. Şii Müslümanlar imam ve imamet deyimini tercih etmektedirler.

Sünni Müslümanlar halifeliğin şura adı verilen seçimle yapılmasını öngördükleri halde, Şii Müslümanlar ise imamet ismini verdikleri makama sade seçilimin sadece Allah tarafından ve Ehli Beyt adı verilen seçkinler arasından yapılabileceğine inanırlar. İmam Şiilikte ayrıca en büyük dini-manevi otoriteyi de temsil eder.

Halifelik daha çok Müslümanların Sünni kanadının temsilcisi olarak kabul görmüştür. 

Şii kanadı büyük ölçüde Sünni hilafet yönetimi altında yaşasa da Halife'yi kabul etmemişlerdir. 

Şiilerin kabul ettiği imamet teokratik (dinsel) bir özellik taşımasına rağmen, Halifelik büyük oranda dini bir özellik taşımamıştır. 

Sünnilikte Halife eleştirilebilir makamda bulunmasına rağmen Şiilikte imam eleştirilemez ve yanlışlanamaz bir makamda bulunur.

Halife, ilk zamanlarda İslam toplumunda ileri gelenlerin seçimiyle başa gelmiş, Emevi ve Abbasilerden itibaren ailevi bir saltanat şeklini almıştır. 

Ayrıca 10. yüzyılda zayıflayarak siyasi gücünü kaybetmiş ve sadece ruhani önder veya İslami toplulukların onursal lideri haline gelmiştir.

Abbasiler döneminde Bağdat'ta yaşayan halife, Moğolların 1258 yılında Bağdat'ı yağmalamaları sonucunda Mısır'a Memluk himayesine kaçmış, 16. yüzyılın başında Yavuz Sultan Selim'in Memluklar'a son vermesiyle birlikte İstanbul'a taşınmıştır. 

Daha sonra Osmanlı Hanedanı'na geçen halifelik, 3 Mart 1924 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kaldırılmıştır.

Sünni Müslümanlar ilk 4 halifeyi "Raşidun Halifeler" (doğruya ulaştıran anlamında) olarak adlandırır ve onlara bir tür kutsallık atfederler. 

Şii Müslümanlar ise ilk üç halifeyi ehli beytin hakkı olan makamın gaspçıları olarak görürler ve Hz.Ali'yi kutsallaştırırlar.


Hilafet'in oluşması ve Dört Halife Devri: İslam öncesi Arap toplumundaki sosyal ve siyasal örgütleniş kabileler düzeyindeydi. 

Bu düzensiz yapı, İslam öncesi Arap toplumundaki kaos ve güvensizlik ortamının sebebiydi. 

Birbiri ile sürekli savaşan kabilelerden kurulu toplum her türlü gelişmeden ve ilerlemeden uzaktı.

İslam, başlangıcından beri bu kabile düzenine ve kabile değerlerine karşı mücadele etmiştir. 

Arap toplumu, onun ölümünden sonra, dağılıp kabile düzenine geri dönme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. 

Bu çözülmeyi önlemenin tek yolu, Muhammed'in ardılını seçerek iç çatışmaların önüne geçilmesi ve bütünlüğün sağlanmasıydı.

İlk halife seçilen Ebu Bekir, sahte peygamberlerle mücadele ederek içeride birliği sağlamış ve Arapların eski düzene geri dönmesinin önüne geçmiştir. 

Ayrıca, daha önce kabileler arası savaşlarda harcanan ve Arap toplumuna zarar veren enerjiyi, dışarıya yani Bizans ve Sasani üzerine çevirerek İslam toplumu'nun fetih ve cihat amacında birleşmesini sağlamıştır.

Hz.Ebu Bekir'den sonra gelen halife Hz.Ömer ise, bir yandan dış fetihlere (Mısır, Kudüs, İran, Horasan) devam ederek Arap dünyasının bölünmesini engellemiş, bir yandan da örgütlenmesini geliştirmiştir. 

İslam toplumu, Hz.Ömer döneminde devlet halini almıştır. Daha sonra İslamî siyâsî yapılanmanın ilk düzenli örnekleri Ömer döneminde görülür.

Üçüncü halife Hz.Osman döneminde fetihler aynı hızda devam etmiş ve ilk kez İslam dünyası denizlerde kendini göstermeye başlamıştır. 

Fakat Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ömer döneminde bastırılan kabile çekişmeleri, Hz.Osman döneminde tekrar yüzeye çıkmaya başlamıştır. 

Üye olmadan soru sormak için BURAYA TIKLAYINIZ veya GİRİŞ YAPINIZ. Üye değilseniz ücretsiz ÜYE OLUNUZ.

İlgili sorular

0 oy
75 gösterim
0 oy
13 gösterim
26 Kasım 2016 Din - Felsefe kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
9 gösterim
0 oy
158 gösterim
0 oy
221 gösterim
0 oy
65 gösterim
0 oy
72 gösterim

...