İşbölümü nedir?

0 oy
60 gösterim
12 Ocak Ekonomi-Ticaret kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu

Üye olmadan soru sormak için BURAYA TIKLAYINIZ veya GİRİŞ YAPINIZ. Üye değilseniz ücretsiz ÜYE OLUNUZ.

İşbölümü nedir?

Division of labour.

İşbölümü sosyal bilimlerdeki en eski kavramlardan biridir. 
Farklı ama bir bütün içindeki faaliyetleri yerine getiren kişi ya da grupları koordine etmeyi sağlayan, istikrarlı bir düzenlemeyi anlatır.

İşbölümü ilk kez, modern iktisadın öncüsü olan klasik siyasal iktisatta kullanılmıştır. Adam Smith'e göre, üretken emeğin bölünmesi bir toplumun değer yaratma yeteneğini büyük ölçüde arttırmaktadır. Hükümetin düzenlemeleri ya da idari kurallarla kısıtlanmayan serbest piyasa, üreticileri doğal bir üstünlüğe sahip oldukları faaliyetlerde uzmanlaşmaya özendirir. 

Üreticiler bu uzmanlaşma sayesinde işlerinde daha çok ustalaştıkları, malzemeleri ve zamanı daha etken kullandıkları ve mekanizasyondan yararlandıkları için büyük kazanç sağlarlar. 
Bu süreçle eşzamanlı olarak işleyen rekabetin gizli eli, uzmanlaşmakta yetersiz (dolayısıyla verimsiz) kalan üreticileri cezalandırıp, mal ve hizmetlerin sağgörülü (akılcı) biçimde mübadele edilmesini teşvik eder. Tabii uzmanlaşmanın farklı ilkeleri olabilir. 

İktisat bilimi uzmanlaşmayı verimliliğe, yani üretim maliyetleri karşısında üretilen miktara göre değerlendirir. Örgüt (organizasyon) kuramı ise, üretken işlerin paylaşımının bile pratikte zıt kriterlere bakılarak yapıldığının uzun süreden beri farkındadır.

Uzmanlaşma, üretimin örgütlenmesinin dışında, ölçek ve niceliksel üretkenliğin görece dikkate alınmamasıyla pekâlâ bazı niteliksel kriterlere göre gerçekleşebilir (örneğin tıp ya da eğitim alanlarında). Sosyo-coğrafyacılar yapılacak işler ile yetkinin farklı bölgeler ve mahaller arasında mekânsal olarak bölünmesi üzerinde durmuşlardır. 

Klasik sosyoloji bu varsayıma, bir bütün olarak modem toplumların, tüm kurumlarda ve toplumsal süreçlerde uzmanlaşmayı ve bunların birbirine bağımlılığını içeren kapsamlı bir toplumsal işbölümüyle ayırt edildiği görüşünü eklemiştir. 

Bakış açıları değişmesine rağmen sosyolojinin kurucularının ortak teması, işbölümünü güç (iktidar) ilişkilerinin, ideolojinin ve ahlâki düzenlemenin muhafaza ettiğiydi. Sözgelimi Kari Marx, piyasa süreçlerinin sınıf iktidarında, tüm sosyo-ekonomik yapının bir özelliği olan temel bir bölünmeyi ifade ettiğini ve bunun bireysel dürtülerle eylemleri kapsadığını ileri sürmüştü. 

Sınıf, doğallıkla izole olmuş ve kabaca eşit bireysel üreticiler arasında yapılacak bir şey olduğundan işbölümünü ciddi derecede bozmakladır. Uzlaşmaz üretim ilişkileri, mübadelede keyfi avantaj eşitsizlikleri olması ve bunun sonucunda zayıfların güçlülere bağımlı kalması nedeniyle ilk planda işbölümünden doğar. 
Dolayısıyla, işbölümünün diğer çağlardaki biçimleri de, üretim araçlarının sahipleri ile bu araçlara sahip olmayanlar arasında artı ürünün bölüştürülmesi konusunda verilen mücadeleyi yansıtacaktır. Emile Durkheim'a göre, işbölümünün asıl etkisi onun ahlâki sonuçlarında görülür; yani, bireysel egoizmi, acımasızlığı ve yetkiyi kısıtlaması gereken toplumun temeldeki dayanışması üzerinde yaptığı etkidir. 

Daha sonraki tarihçiler ve antropologlar pre-modern toplumlarda işbölümünün bulunmadığı fikrini sorgulamış olmalarına rağmen, Durkheim geleneksel toplumların mekanik dayanışma denilen bağlarla (ağırlığı klanın veya kabilenin ortaklaşa paylaştığı değerlere ve biliş sembollerine vererek) bütünlüğünü koruduğunda ısrarlıydı. 

Demek ki bireyler ve kurumlar görece farklılaşmamış bir konumdaydı. Yine Durkheim'ın iddiasına göre, modern toplumlar, inançların ve değerlerin bireyselliği öne çıkardığı, tek tek bireylerin uzmanlaşmalarını özendiren ve kurumlar içindeki faaliyetleri farklılaştıran organik dayanışmanın gelişmesini gerektirmişti. İktisadi işbölümü böyle bir yaşam tarzının kıvılcımını yakmış olabilirdi, oysa düzenden yoksun olan piyasa bireysel arzuların önündeki kısıtlamaları gevşetiyor, toplumsal "güvenin kurulmasının temellerini yıkıyor ve işbölümünde anormal biçimler üretiyordu. 

Durkheim'ın ünlü anomi kavramının, ayrıca sınıf ve siyasal çatışma kavramlarıyla birlikte anılan mecburi işbölümünün kaynağı budur. Tam organik dayanışma buna uygun bir eğitim sistemini, miras hukukunda ve diğer adil olmayan sözleşmelerde kısıtlamalar getirilmesini, kişilerin mesleki ve endüstriyel yaşamla bütünleşmelerini sağlayacak ara kurumların oluşturulmasını gerektirecektir. 

Herhalde Friedrich Engels ile Thorstein Veblein'i istisna sayarsak, cinsiyete ya da "toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü sosyolojinin kurucuları diye adlandırılan sosyologların dikkatini çok az çekmiştir. Oysa "ataerkillik, toplumsal faaliyetlerin zorla ya da sömürü amacıyla paylaştırılmasının belki de en eski örneğidir. 

Toplumların çoğu erkekler ile kadınlar arasında, onların toplumsal, dinsel ve siyasal işlevlerine, özellikle de yaptıkları işlere bakılarak genel bir işbölümü yapılması temelinde işlerler. 

Sanayi toplumlarında ağır kol emeğini gerektiren işler genellikle erkekler tarafından yapılırken, kadınlar toplumsal refahla ilişkili hizmetlerde yoğunlaşırlar. Dikey ayrım, erkekler daha fazla otorite ve daha iyi ödül getiren yüksek "statü mesleklerinde hemen hemen bir tekel kurmuşlarken, kadınların düşük statülü işlerde yoğunlaştığı durumlarda ortaya çıkar. 

Toplumsal eşitliği ön plana koyan politikaların yatay mesleki ayrımın derecesini azalttığı toplumlarda bile, dikey mesleki ayrım büyük ölçüde varlığını korumaktadır. Son dönemlerin feminist analizleri, erkeklerle kadınların toplumsal emekleri ve toplumsal konumlan arasında neredeyse dünyanın her tarafında yapılan haksız ayrımları ve toplumsal cinsiyete dayalı işbölümünün sanayi toplumlarında hangi biçimlere büründüğünü ortaya koymak için hem güce dayalı hem de ahlâki açıklamalara başvurmuşlardır. 

Sanayi üretimi sisteminin çok uzun yıllardan beri kadınların evde tutulması ve evdeki karşılığı ödenmeyen çalışmalarıyla yan yana işlemesi ve hatta buna dayanması, güç eşitsizliğini çok açık bir şekilde sergilemektedir. 

Alınan ödüllerdeki kalıcı eşitsizlikler ve emek piyasalarının erkek işiyle kadın işlerinin bölündüğü alanlara ayrılması ancak yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Üstelik aile ideolojileri, romantik aşk mitleri, annelik görevleri ve -erkeklerle kızların "toplumsallaşma sürecinin hâlâ desteklediği- cinsler arasındaki sözüm ona doğal farklılıkların egemen kılınmasında belirgin bir ahlâki denetim etkeni söz konusudur. 

Anlaşılacağı üzere, doğal "hakları vurgulayan modern öğretilere rağmen, kadınlar (en azından son zamanlara kadar), Durkheim'ın işbölümünün organik dayanışmayla birlikte yürümesi için temel bir önem atfettiği hukuksal ve siyasal güvencelerin genellikle dışında bırakılmaktadır.

İlgili sorular

0 oy
34 gösterim
4 Aralık 2016 Hukuk kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
16 gösterim
4 Aralık 2016 TV-Sinema-Dizi kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
14 gösterim
0 oy
41 gösterim
26 Kasım 2016 Sosyal Bilimler kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
18 gösterim
4 Aralık 2016 Hukuk kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
27 gösterim
4 Aralık 2016 TV-Sinema-Dizi kategorisinde NedirKimdir (699,500 puan) sordu
0 oy
92 gösterim
0 oy
82 gösterim
0 oy
65 gösterim

...